top of page

Masal oldu.

Pek çok okunmayacak yazının ardından sıcak ama oldukça esintili bir mayıs akşamında sanki Heybeli’de sahil kenarındaymış edasıyla sıkça uğradığım ağacımın dibinde otururken aklıma geldi o hanım. Birçok bira ve belki bir iki bardak viskinin ardından aklımı kurcalaması gerekirken sadece esen rüzgarın etkisiyle tüm benliğimi beş, bilemedin on dakikalığına benden alması ruhumu ferahlatmıştı. Bir o kadar da tedirgin etmediğini söyleyemem. Bazen bir oğlandan bahsederdi, içten içe benimle cirit atamaz, ahmağın teki derken diğer yanım hep bir ateş yanardı. Tatlı bir hüzündü belki. Bazen de hiç bahsetmez, ondan bundan konuşurduk. En güzeli de oydu ya, konuşurduk. Ben ağacın dibinde düşlerdeyken o güzeli, bir ahbabım ki sadece bir akşam tenis oynadığım oldukça yakışıklı bir beyfendidir, kibritimi istedi. Pişman olacaktı ki o hanımı bir de benden kırk beş dakika dinlemek sorunda kaldı. Öylesine hoş bir kadındı. Bazen tatlı bir kız, bazen ise tüm benliğimi adayacağım bir eşti. Bazen beni fark eder, sık zaman yok sayardı. Belki de yok sayarmış gibi yapardı ve tam olarak bu bana onun uğruna yazdırandı. Çok hoş bir gülüşü vardı, masum ama sertti. Seni kendisine alır, hep gülsün diye şakalar yapmak zorunda bırakırdı. Öyle de güzel bakardı. Bazen kalakalırdın, baksın diye. İşte öyle bir hanımdı, ama yine de okumazdı. Ne bir Yusuf Atılgan, ne Anton Çehov, ne de benden hiçbir şey okumazdı. Yine de unutmazdı. Zaten öylesine unutulmazdı ki uğruna bir masal yazılırdı. Hikaye odur ya

Bir vardı, bir de yoktu.

Prenses, bir prense aşık oldu.

Herkes alkışladı, kırk gün kırk gece düğün oldu.

Köylü genç ise, bir rüya gördü.

Gerçek aşkıyla o, ancak bir masal oldu.

Son Yazılar

Hepsini Gör

bir gece ağaçlı yolda

Sisti Bir sisti sadece Sana olan hislerim Öpmek lazım gün doğmadan Oyuncak bebekleri Araba farı vuracak Yüzüne güneş gibi Ormandan bir köpek sesi Korkma, yanındayım Hep de olacağım.

Sen Gala’sın

Salvador yokuşunda puslu bir sahilde Halikarnas’la kıyaslanamayacak bir amatörlükle yazıyordum. Kumsalın tozları tuzlu damlalar hâlinde akarken defterime, bu satırları rüzgarın mürekkebiyle buluşturdu

Arıza

Sete birkaç gün ara verildi ya da ben kaçtım, öyle bir şeyler. İstanbul yoruyor sık zaman. Kaçasım gelmez hep ama kaçmıştım bu sefer, ya da yeltenmiştim. Keşan yolundayım, otobüs bozuldu ve şoför abi

Comments


bottom of page